Karagözyan’da Yine Demokratlar Kazandı

 

şişli karagözyan i ilköğretim okulu fotoğrafı

 

 

Bu haftasonu (16.03.2008) Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube seçimleri yapıldı. Demokrat Mühendisler mavi liste, Meslekte Birlik ise beyaz liste ile katıldı. Erhan Karaçay başkanlığındaki Demokratlar 1818 oyla kazanırken Meslekte Birlikçiler 732 oy alabildiler. Mavi liste başta turuncu listeydi ancak demokratlar birleşme kararı aldılar ve bu da zaferi perçinledi. Demokrat Mühendislerin disiplinli çalışması ve Emo-Gençteki diğer arkadaşlarımın büyük çabaları sonucunu çok güzel vermiştir.

 

Turuncu liste kendi yönetim anlayışlarını şu şekilde açıklamaktadırlar:

 

MİSEM (Meslek İçi Eğitim) ile ilgili yapılan tartışmalar YETKİN/UZMAN/PROFESYONEL/YETKİLİ mühendislik kavramlarıyla birlikte yürütülmektedir. Meslek İçi Eğitim, bütün mühendislerin talep ettiği, hepimizin ihtiyaç duyduğu mesleğimizdeki bütün gelişmeleri izlemek, öğrenmek için gereklidir. İddia edilenin aksine Meslek İçi Eğitim programlarına karşı değiliz. Özellikle son iki dönem şube faliyetlerinde Meslek İçi Eğitime verilen önem ve Başkan Adayımız Erhan Karaçay’ın Meslek İçi Eğitimler’de eğitmen olarak etkin görev almış olması bakışımızı anlatmaya yeterli olacaktır. Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler Meslek İçi Eğitimin önemini arttırmaktadır. Meslek İçi Eğitim programlarının, meslektaşlarımızın ihtiyaçları ve değişen standartlar gözönünde tutularak, zenginleştirilerek sürdürülmesinden yanayız. Meslek İçi Eğitim programlarının mümkünse ücretsiz düzenlenmesini ya da bu yolla gelir elde etme amacı taşınmaması gerektiğini savunuyoruz.
Yetkin ve Uzman Mühendislik uygulamalarıyla, AB ve GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) sürecinde ülkemiz mühendislerinin eğitimine ve birikimine güven duymayan bir yaklaşımla; mühendislerin imtihan edilmesini ve mühendislik haklarını kullanmayı yeniden hak etmeye zorlanmasını kabul etmiyoruz. Avrupa Birliği uyumlulaştırma süreci ve GATS anlaşması kapsamında, uluslararası sermayenin sömürüsüne açılmak istenen meslek alanımızda, ulusal teknik gücümüzün tasfiye edilmesine yol açacak YETKİN/PROFESYONEL/UZMAN/YETKİLİ mühendislik uygulamalarına karşı çıkıyoruz.
Yönetim ve çalışma anlayışımızı, örgütümüzün niteliğinin bilincinde olarak tüm üyelerin kapsanacağı katılım ve karar mekanizmalarının oluşturulması, var olanların bu perspektifle yeniden düzenlenmesi ve bu sayede, Şube yönetiminin üyesinin demokratik katılımına dayanan, hesap veren ve şeffaf bir tarzda oluşturulması ilkeleri belirleyecektir. Bu amaçla Genel Üye toplantılarının periyodik ve gündemli toplanması sağlanacak, bu toplantılarda mesleki sorunlar ve bu sorunların bir parçası olduğu ülkemizin toplumsal gündemleri ile ilgili ortak politikalar belirlenmesi hedeflenecek ve belirlenmiş bu ortak politikaların Şube Yönetimine iletilmesinin mekanizması kurulacaktır.
Bu amacın gerçekleşmesinin odaya emek ve katkı koyan tüm meslektaşlarımızın en geniş birlikteliğinin sağlanmasından geçtiğinin bilinciyle Danışma Kurulu bu sürecin bir parçası olarak değerlendirilecektir.
Destek İstiyoruz

Demokrat ve antiemperyalist olma ortak paydası altında, Mesleki-Demokratik kitle örgütü perspektifi ile, meslektaşlarımızın bilgi birikimine dayalı, demokratik işleyi esas alan katılımcı ve kollektif bir yönetim anlayışını geliştirmek için Bağımsız, Demokratik ve Çağdaş bir Türkiye özlemi taşıyan herkesi TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 36. Dönem Yönetim Kurulu adaylarımızı desteklemeye davet ediyoruz.
BİRLİKTE ÜRETİP, BİRLİKTE YÖNETMEK İÇİN TURUNCU LİSTEYE GÜÇ KATMAYA ÇAĞIRIYORUZ

 

Demokratların meslek içi eğitime bakış açıları:

 

Bir mühendisin mezuniyetinden meslek yaşamını tamamlamasına kadar geçen dönemde bilim ve teknolojide birçok gelişme ve değişme yaşanmaktadır. Bu değişim ve gelişmelere paralel olarak, bilginin uygulanmasına yönelik standartlar da doğal olarak değişmektedir. Bu değişimlerden haberdar olsa da olmasa da mühendislerin uygulamaları bu değişen standartlara uygun olarak denetlenmelidir. Bu noktada odaların sorumluluğu bu standartları belirlemek ve uygulanmasının takipçisi olmaktır.

Meslek İçi Eğitim programları tam bu noktada önem kazanmaktadır. Meslek örgütlerinin, hele TMMOB ve bağlı Odaları gibi toplumsal sorumluluk taşıyan demokratik-mesleki kitle örgütlerinin, meslek alanında yaşanan değişimleri üyelerine aktarmak sorumluluğu ve zorunluluğu vardır. Biz eğitimin eğitimin sürekli olması gerektiğinden yanayız. Meslek İçi Eğitimler Odaların hem mesleki hem toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak gerçekleştirilmelidir. Hazırlanan yönetmeliklerin ve uygulamaların amacı bu olmalıdır. Verilen eğitimler mümkünse ücretsiz olmalı ya da en azından bu yolla gelir kazanımı elde etme amacı taşınmamalıdır.

Özellikle son iki dönem şube faliyetlerinde Meslek İçi Eğitime verilen önem ve Başkan Adayımız Erhan Karaçay’ın Meslek İçi Eğitimler’de eğitmen olarak etkin görev almış olması bakışımızı anlatmaya yeterli olacaktır. Ayrıca son iki dönemde Şube Başkanlığı yaparak MİSEM faliyetlerinin ilerletilmesinde önemli payı olan Erol CELEPSOY’un da Turuncu Listeyi desteklediğini belirtmeliyiz. Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler Meslek İçi Eğitimin önemini arttırmaktadır. Meslek İçi Eğitim programlarının, meslektaşlarımızın ihtiyaçları ve değişen standartlar gözönünde tutularak, zenginleştirilerek sürdürülmesinin takipçisi olacağız.


Bizler, mühendislik diplomasının yok sayılmasına ve mühendislik eğitimi sonrası mühendislik haklarını kazanmak için yeni bir tarif yapılmasına karşıyız. Yetkin ve Uzman Mühendislik uygulamalarıyla, AB ve GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) sürecinde ülkemiz mühendislerinin eğitimine ve birikimine güven duymayan bir yaklaşımla; mühendislerin imtihan edilmesini ve mühendislik haklarını kullanmayı yeniden hak etmeye zorlanmasını kabul etmiyoruz.


Diplomalarımızı ve Akademik Eğitimlerimizi Yok Sayan Anlayışa Karşı

 

Çok yorucu bir haftasonu geçirdim. Karagözyan ilköğretim okulundaki miniklerin yaptıkları resimler, şiirler, maket evler çok güzeldi. İlerde bu tarz yetimhanelerde gönüllü eğitimler vermeyi düşünüyorum. Prosedürü nedir nasıl olunur hiç bilmiyorum gerçi ama paylaşacak birlikte öğrenecek bir şeylerim olduktan sonra elbette bir yolu bulunacaktır.

 

Seçimin akşamı İTÜ Maçka Tesislerinde bir güzel eğlendik. Gece ise çok az uyudum ve bütün gün pestil gibi üstümden geçti. Yarın elektronik laba yetişebilirim umarım :)

kulaklık aldım

philips shs5300/00 model kulaklık fotoğrafı

Müziksiz yaşayamayan birini aylarca dandirik laptop çıkışına zorlamak ne demek biliyor musunuz? Tek düşmanım yine kendimdi. Orjinal aldığım kayıtları kalkıp cazur cuzur olan hem de dibine gömülmezseniz duyamayacağınız teknolojinin son harikası hoparlörden dinlemekten sıkılmıştım. Hiçbir mantığı yok dedim, düştüm yollara. Aslında pek öyle alışveriş yapmayı bilen biri değilim önüme çıkan ilk mağazaya daldım. Philips’in güzel ve pahalı sayılabilecek shs530/00 modelini aldım. Bunu seçmemin tek sebebi philipsin ilk defa her yerinde ultra bass mega bass züper bass lan bu diye yazmayan sadece superior konfor ister al ister alma tarzı bir kulaklık modeli çıkarmasıydı. Alet beklediğiminden de iyidi. Çok rahat, varlığını hissetmiyorsunuz. Sabaha kadar test ettim ne ağrı ne sızı. Terletmiyor da. Ses kalitesi konusunda uzman biri değilim ne de olsa çocukluğum tren istasyonlarının patlamavari gümbürtülerinin arasında geçti. Tabiki bilgisayarın hoparlörünün yanında uçan hollandalı gibi duruyor. Görüntüsü de çok şık. Ne bileyim baya sevindirik oldum :D Bakalım kaç yıl dayancak.

İsteyene model pdfi hayrını görün.

sıkıldım

sibiryada tren rayları yolculuk

 

günlerdir sebebini bilmediğim bir sıkıntının içindeyim. rachmaninoff dinleyip daha da beter olmaya çalışıyorum.

siyahın gözleri

kafamı yastıktan kaldırdım. buruşuk kağıtların ortasında duruyordu. mmhf hay sabahın.. saat kaç aq. yavaş yavaş uykum açılıyordu. eski bilgisayar masamın üstündeki devasa yastık çok abuk duruyordu. bir sürü kitap. ama kafama takılan o yerdeki kağıtların arasındaki siyah şeydi. gece ısıtıcıyı kapattığımdan oda sibirya olmuştu. güneş girmeyen bi evde neden uyanayım. zaten okulda da bi bok yok. yatam biraz daha. deney var mıydı ki.
hımmfs diye burnumu çektim. şu siyah şey ne ya. düşündüm düşündüm bulamadım. dayanamayıp elime aldım sertleşmiş kabuk gibi bir şeydi avcumu doldurcak kadar büyük ve kırılgan. kafayı yicem ne bu. bitkisel bir şey olduğu belliydi. lifleri vardı. bu kadar kalın yaprak olmaz ki. şekli de eciş büçüş. evin etrafında tek bir ağaç yok. her yer beton ve bu yaratığın benim odamda işi ne. gece naapmıştım ki buraya gelmişti. sabaha kadar uyuyamıyordum ve sabahları tüm gücümle hayattan nefret ediyordum. bir silah olabilir miydi. ya da intiharımı hızlandıracak büyülü afrika heykellerinden biri de olabilirdi. ya da kabız olup bahçeme düşen bir martı. siyahlık gittikçe açılıyordu. kafrengimsi bir renk almıştı. lan yoksa odanın ortasına sıçmışmıydım. ne bu.
hayır hiçbiri değildi. antalyanın sahillerinde koşan güneş çocukların kestiği bir zamanların yeşili. evet bu oydu. annemler kilolarca muz yollamıştı tee geçen dönemin ortalarında. bu oydu. ondan kalan bir anı. kabuk aylarca o kağıtların arasında kalmış ve keşfedilmeyi ümit ederek yaşamıştı. ehi ti ehe mehehe diye güldüm ve ivedi hareketlerle kabuğu odanın öbür ucuna yolladım.

 

bu halden çıktığım zaman bir şeyler karalayabilirim belki.

Proje konum belli oldu!

konveks optimizasyon grafiği

Haftalardır merakla beklediğim proje konumu seçtik. Aslında ne seçiceğimi bilmiyordum. Aklıma ilk gelen Lyapunov’un stabilite kriterlerini incelemekti ancak hocam yine bu konuyla alakalı bir konu önermişti. Konveks optimizasyonla ilgiliydi ve açıkçası başta hocanın ne anlattığını anlamamıştım. Daha sonra bir uzaydaki işimize yarıyacak matris kümesini optimum olarak seçmemiz için bir algoritmayı incelemem ve gerçeklemem gerektiğini anlayınca sevmeye başladım. Hocamın ilerde bu konunun akademik alanda çok işime yarıyacağını anlatması ile kararım kesinleşti. Evet proje konumu belirlenmişti artık :) Proje danışman hocam Assistant Professor İbrahim Beklan Küçükdemiral seçimin sonunda okulda kalmamı tavsiyede bulundu. Aslında tek amacım doğru düzgün bir şeyler üretebileceğim bir ortamın olması, bilim üretebilmemin tek yolu okulda kalabilmekten geçiyor. Umarım yeterince iyi olabilirim.

Projemin konusu:

Convex Optimization Problem Solution (Linear Matrix Inequalities)

  • Ellipsoid Algorithm
  • Interior-Point Methods

Hocam Stephan P. Boyd‘un bu konudaki kitaplarını önermişti. Convex Optimization lecture videolarını görünce mutlu oldum :D

 

Convex Optimization, Boyd pdf olarak

Linear Matrix Inequalities in System and Control Theory, Boyd pdf olarak

 

Programları C dili ile yazıcam bakalım nası bişi bekliyor beni :)

 

 

Ekşisözlük’ün logosunda sansür

sansürlü ekşisözlük logosu

 

Sansürün, kitapların toplatılıp yakılmasının doğal karşılandığı ülkemde insanların haklarını hiçbir aracı olmadan koruma çabaları gerçekten güzel bir durum. Evet, sansürün "güzel" sonuçlar verdiğini düşünebileceğiniz ender ülkelerden birisindeyiz. Sansüre Türk Dil Kurumun uygun bulduğu anlama bakalım:

sansür etmek:

    bir sanat eserine veya herhangi bir yayını sıkı denetimden geçirmek.

Belki birebir kelime anlamı bu şekildedir fransızca kökenli fiiln ancak uygulamada sıkı denetimin de ötesindedir. Özgürce düşünmenin, yeni fikirler üretmenin cadı işi haline getirilmesidir. Mahkemelerin hiçbir canlıya zarar vermemiş insanlara yüzlerce yıl hapis vermesi demektir, kimi ülkelerde cezası ölümdür. Eskiden batı topluluklarında toplumun ilerisinde düşünenleri cadı addedip olmayan suçlarını itiraf ettirmeye çalışırlarmış. Yüzlerce işkence türü bu dönemlerden kalmadır. Zavallı düşün insanları, zindan duvarlarındaki kanlı tırnak izleri hala capcanlı… Ve bu kan kurutulmamaya çalışılıyor çünkü birkez beyinlere oksijen gidince bütün bu aydınlanmaya duyulan kinin uçup gitmesinden korkuluyor.

 

İşte ülkemizde de bu eski bıçağın köreltilmesine çabalanmaktadır. Youtube.com ve wordpress.com gibi bilginin paylaşıldığı sitelerin kapatılmasının ardından oluşturulmuş internette sansür değil son sürat kampanyası hızla büyümektedir. Son olarak ekşisözlük logosununda sansüre hayır diyerek bu girişimi desteklemiştir. Ben de bu oluşumu linux gezegeninde görüp bireysel desteğimi vermiştim. Kampanyanın sitesine girerek siz de sansüre hayır diyebilirsiniz.

Recep İvedik filminin “eleştirisinin” eleştirisi…

 bucharest üniversite meydanı atlı heykeli

Recep İvedik filmini henüz izlemedim ve evimde televizyon olmadığından ne Şahan Gökbakar’ın ne de diğer sinema eleştirmenlerinin açıklamalarına veya reklamlarına maruz kalmadım ancak ekşisözlük’de (3) linkini gördüğüm ilginç bir yazıyla karşılaştım. Yazı Yeni Şafak sitesinin sinema bölümünde Ali Murat Güven tarafından Çok konuşan adamın boş konuşan filmi adıyla yıyınlanmış. Aslında yazıdan kısa bir alıntı bilimsel yöntemlere ne kadar bağlı kalındığını göstermemize yeter: 

"Bu yaklaşım üzerine biz de hiç zaman kaybetmeden belirtelim ki "Recep İvedik"in 90 dakikasının tamamı, "Uzak"ın bir tek final planının karşısında çaycılık dahi yapamaz. Ne biçim, ne de içerik değeri itibarıyla…" (1)

Ancak biz bununla yetinmeyeceğiz çünkü bizim amacımız bu örneği inceleyerek bilimsel yöntemleri incelemek değil sadece eğleneceğiz :)

 

     " ‘Adım Murat / K ….. da tur at" düzeyinde esprilerle Türk komedi sinemasına yepyeni bir soluk getirdiğini düşünen Şahan Gökbakar, kahvehane üslûbuyla bezeli yeni filmi ‘Recep İvedik’in tanıtımını da Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz ve Derviş Zaim gibi ustaların sinemasına çamur atarak yapıyor. " (1)

 

Başlıyor yazı. Ki bunu youtube.com da yayınlanan fragmanda izlemiştim. Yazarımızın adının Murat olmasının konumuzla yakından uzaktan alakası yoktur.

Sadece üslübu inceleyelim. A. Murat Güven bir sanat eserindeki repliğin bir kısmını alıntılayıp işte kahvehane üslübüyla bezeli yeni Şahan Gökbakar filmi diye sunuyor bize eseri. Recep İvedik karakterinin tamamen ironi üzerine kurulduğunu daha önceki televizyon programlarını izleyen biri olarak bilmesi gereken "eleştirmen" burada anlatılmak istenen gerçekten bu mudur sorusunu sormaktansa yüzeysel bir incelemeyle kendisinin entelektüel bakımdan üstünde olduğunu dolaylı olarak vurguladığı kahvehane sosyal yapısının üretebileceği bir eserdir diyerek aşağılama yolunu seçmiştir. Ardından filmdeki temel olaylardan biraz bahsetmiş ve gülünç "eleştirisine" başlamıştır büyük sanat eleştirenimiz.

 

"Şahan arkadaşımız, sözünü ettiğim programda, İstanbul’un seçkin semtlerinden birindeki "Beyaz Türk" kafelerinden birinde oturmuş, hayranlık duyguları içindeki genç bir sunucu tarafından ağzına uzatılan mikrofona, tek kale maç yapmanın dayanılmaz hafifliği içinde ahkâm kesip durmaktaydı." (1)

Ama bir dakika eleştirmenimiz önce antropolojinin bütün nimetlerinden yararlanıyor ve kökeni İttihat ve Terakki’ye kadar dayanan Beyaz Türk kavramını ustalıkla bir kafeye oturtabiliyor. Bu kafenin kafatasını mı ölçmüştür hangi bilimsel verilere dayanmıştır bilinmez. Ama buna gerek yok ki Ali Murat Güven konusunda otorite olan biridir ve kanıta ihtiyaç duymaz. Şimdi bu sınıflandırmanın Şahan Beyle ne alakası var diye bilirsiniz. Evet alakayı kurmakta gecikmez büyük eleştirmenimiz Beyaz Türk kafesinde oturuyorsa Şahan Gökbakar kahvehane kültüründen basakları hoppala diye çıkıp BEYAZ TÜRKLER’e hitap eden elitist biri olmuştur.

Yazının devamı da hakaretlerle doludur. Büyük sinema eleştirmenimiz şahanın egosunu anlatmaya başlamıştır:

"Doğrusu çok merak ediyorum; Şahan’ın her geçen gün daha da şişen ve en sonunda James Bond filmlerinin "Yaşamak İçin Öldür" adlı serüvenindeki siyahî aktör Yaphet Kotto gibi infilak edip parçalara ayrılmasına yol açacak olan bu saldırgan egosu kim tarafından ve nasıl durdurulacak!" (1)

Büyük eleştirmenimizin örneklerle anlattığı olayın yanında verdiği örnek de çok şaşırtıcı değildir. Ben Bond James Bond. Şahan’ın ironi içeren eserine benzeyen ancak konularına daha farklı yaklaşmış filmlerden örnekler verilebilirdi belki. Sanırım elmayla armut ilişkisi.. Ancak yazarın kişisel tercihidir ve benim "ne güzel ölme efekti yapmış zengin Amerikalılar" diye izlediğim filminlerden birini örnek vermesi bizi hiç ilgilendirmez.

Aslında yazarın Şahandan neden bu kadar nefret ettiğini yine yazıda anlıyoruz. Yıllar önce aralarında geçen tatsız bir olayı anlatmış Yeni Şafak okuyucularına:

"bu arkadaş daha TV 8 dönemindeki şımarıklığıyla bizleri bir televizyon sayfası röportajı için tamı tamına iki ay boyunca maymun gibi oynatmıştı. Ki kendisiyle bu anlamda temas kurabilmek hâlâ çok büyük bir mesele!" (2)

 

"Yazı" gittikçe ilginçleşmektedir:

 

"Recep İvedik adlı o sevimsiz dingilin", "ortaya çıkan o banal resim", "sizin gibiler tarafından böylesine yoz bir mizah anlayışına" (1) gibi hakaretler yeri geldikçe otorite edasıyla ortalığa saçılmaktadır.

 

 

Evet eleştirmeliyiz, ancak  öznel bir durumdan dolayı (bkz. (2) ) sırf yergi amaçlı eleştirmemek için ve sınıflandırmacılığın, sınıflandırdığınız nesne ve/veya olguyu aslında edilgenleştirdiğiniz ve değişmez kurallarınızla onu kendi gerçekliğinden uzaklaştırdığınız gerçeğini bilerek bu yanlışa düşmeden eleştirebilmek için Edwar Said’in Şarkiyatçılık eserinden yararlanılabilinir.

 

 1, 2-  http://www.yenisafak.com.tr/sinema/?t=23.02.2008&c=17&i=101477

 3-      www.eksisozluk.com

 4-     http://en.wikipedia.org/wiki/Edward_Said

Tam da Asistan Olmuşken Bütün Okula Rezil Oldum!

beşiktaş rıhtımı deniz

Evet Erhan H.’nin önerisi ile Prof. Dr. Halit Pastacı’nın elektronik labında asistan olmuştum. Koridorda asistan bey diye seslenip eğleniyordu arkadaşlar. Gazı almıştım hayatım süper gidiyordu ki Yusuf Ö. adına aslında tanımadığım tanımak istemediğim tek ortak yönümüz Adana’da yaşamak olan insanın yazısıyla yıkıldım. Benim uzun süredir girmediğim yıldız teknik üniversitesi öğrenci ve hocalarının takıldığı dandirik bir forum sitesinde şok açıklamalarda bulunmuş herkesten bir sır gibi sakladığım hayatımdan silmek istediğim o karanlık günü bütün insanlıkla hınç alırcasına paylaşmıştı.

Ey Yusuf! Senin yaptığını çorumlu bile yapmaz…

 

İşte o yüz kızartıcı yazı. İşte o deli saçması :)

 

"MARMARA’DA TSUNAMI ŞOKU! HASAR BÜYÜK! 10 Puan
SABAH HABER SERVİSİ

Marmara’da Tsunami Şoku!

Akşam saatlerinde meydana gelen Tsunami, İstanbul halkını hazırlıksız yakaladı. Ölü ya da yaralı bulunmamakla birlikte, sahil bölgelerinde büyük hasar olduğu tespit edildi. Tsunami’nin aniden meydana gelmesi ve herhangi bir teknotik hareket sonucu oluşmaması nedeniyle, ne yazık ki Kandilli Rasathanesinin erken uyarı sistemide bir sonuç vermedi. Aynı zamanda Tsunami etkisi, Ege kıyıları, Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya’da da hissedildi.

Tsunami’nin nedeni bulundu!

Tsunami dalgasının sahile vurmasından yaklaşık 2 saat sonra, Tsunami’ye neden olan şeyin, aslında bir insan ihmali olduğu ortaya çıktı. Emniyetten alınan bilgiye göre, aslında Tsunami’nin nedeninin, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği öğrencisi Çağdaş T. olduğu ortaya çıktı. Son dakika bilgilerini, siz Sabah okurları için açıklıyoruz.

Tsunami’nin nedeni Çağdaş T.

Öğle saatlerinde aşırı miktarda kuru fasülye ve turp tüketen Çağdaş T. okul çıkışı arkadaşlarıyla sahil gezintisine çıkmak istedi. Sahilde gezerken, öğlen yemiş olduğu aşırı gaz oluşturucu yiyeceklerin nedeniyle gazı geldi. Yanında arkadaşları olan Çağdaş T, umuma açık bir tuvalet bulamayınca ve arkadaşlarının yanından bir türlü uzaklaşamayınca, çareyi denize girmekte buldu.

Haydi denizde biraz yüzelim!

Çağdaş T, arkadaşlarına, "Haydi arkadaşlar, bu soğuk havayı bir daha nerede bulacağız. Gelin denize girelim. Hangimiz ne kadar dakika yüzebilecek görelim." dedi. Arkadaşlarından Erhan H. "Manyak mısın olum, kafayı mı yedin. Bu soğuk havada niye denize girelim, mal mıyız biz?" dedi. Bunun üstünde, zaten zor dakikalar geçiren Çağdaş T, "Girmezseniz girmeyin ulan, ben tek başıma girerim, haam mı" dedi ve bu büyük Tsunami dalgasının öncesindeki son dialog oldu.

Bomba patladı zannettiler!

Hızla denize giren Çağdaş T, yaklaşık 1.5 saatir tuttuğunu gazını bırakmak isteyince olan oldu. Öğle saatlerinde tükettiği bolca turp ve kuru fasülye yiyen Çağdaş T, bir de gazını uzun bir zaman boyunca tutunca, vücudu bir düdüklü tencere vazifesi gördü ve gaz çıkarmaya çalışmasıyla büyük bir şok meydana getirdi. Çağdaş T’den çıkan gaz, sıkışmanın etkisiyle, deniz içersine yaklaşık olarak 1000 ATM basınç uyguladı. Bu basınç altında ezilen yer kabuğu, zaten Marmara denizi altında yer olan fay hattını tetikleyerek, deniz içersinde bir vakum oluşmasına neden oldu. Vakum sonrası oluşan Tsunami dalgası, önce Marmara kıyılarını, daha sonra Ege kıyılarını ve Kıbrıs, Yunanistan, İtalya derken, Atlas okyanusuna kadar ulaştı.

Şok etkisiyle okyanustaki gemiler alabora oldu!

Şok etkisiyle oluşan Tsunami dalgaları, Atlas ve Hint okyanusundaki 1625 yük gemisi, 12 ticari gemi, 512 yolcu gemisi ve 6125 balıkçı teknesini alabora ederek, büyük çapta maddi hasara neden oldu. Ayrıca bölgede bulunan USA NAVY zırhlı gemileri ve denizaltıları, oluşan şoktan ağır etkilendiller. Denizaltıların sonar ve mekanik sistemleri devre dışı kalırken, zırhlı gemiler büyük çapta hasar gördü. 2 uçak gemisindeki 24 savaş uçağı kullanılamaz hale geldi.

Global Doğalgaz üreticileri Çağdaş T’nin peşinde!

Dünyada bunca şey olurken, doğal gaz üreticileri Çağdaş T’nin peşine düştü. Dünyanın en büyük doğalgaz üreticilerinden NAOTA sanayi Ceo’su Jonathon Dwayne, "Açığı çıkmış olan gazın büyüklüğü, tahminlerimize göre ABD nufusunun 12 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılar düzeyde. Üzerindeki hukuki engellerin kaldırılmasından sonra Çağdaş Beyi, NAOTA’da görmek, bizim için onur kaynağı olacaktır." dedi.

Okyanuslardaki birçok balık telef oldu

Açığa çıkan muazzam gaz ve sismik şok nedeniyle, birçok balık telef olarak kıyılara vurdu. Amerikalı uzmanların yaptığı açıklamaya göre dünya üzerindeki 1245 balık türünün soyu, bu patlama ile son buldu. Denizlerdeki Metan gazı oranı %80′lere çıktı. Aynı şekilde Etan, Propan ve Bütan gazları, insan hayatını bile etkileyebilecek düzeyde. Belkide deniz turizm’i son günlerini yaşıyor olabilir.

Cumhurbaşkanı konuyla ilgili üzüntülerini dile getirdi

Konuyla ilgili mikrofonları çevirdiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL, "Konuyla ilgili bir bilgim yok. Fakat böyle bir durum varsa, hükümetimizin gerekeni yapacağını düşünüyorum. Çok üzüldüm, herkese Allah’tan şifa diliyorum" dedi.

Yaşanan olaylar çok yakın zamanda gerçekleştiği için şimdilik aktarıcaklarımız bu kadar. İlerleyen saatlerde daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Not: Dün meydana gelen bold sorunu nedeniyle tekrar açtım :)"

 

 

Herkesin başına gelebilcek bir olay :P

eXTReMe Tracker